Yorumlar

Çıkarılacak sonuç açıktır: Suskunluk işe yaramamaktadır. Eğer aksi ispatlanmazsa, tarihî  yalancılar kendilerini sürdüreceklerdir.”  
İşte susmayan, gerçeği, Ermeni zulüm ve vahşeti ile Ermenilerin Türklere uyguladığı soykırımı anlatan son kitaplardan biri, Mehmet DAĞISTANLI’nın yazdığı tarihî belgesel özellikte olan YANIK DERE ERZURUM adlı romandır. (Bilgeoğuz yayınları, İstanbul 2012, 704 sayfa, 13.5x21 ebadında, enso kağıda siyah beyaz basılmış, Amerikan ciltli)
Erzurum’a iki defa gittim. Her iki gidişim de kış mevsimine rastlamıştı. Türkiye’de Doğu Anadolu’nun kalesi olan bu şehri, Erzurum Kongresi’yle ve soğuğu ile hatırlarım. Palandöken eteklerinde Abdurrahman Gazi’nin mekânını soğuk bir kış günü ziyaret edişim Taşhan’dan Oltu işi tespihlere ve Çifte Minareli Cami ve Medrese’ye hayran kalmam hiç unutamadığım anılarımdandır. Bu şehri, Dağıstanlı’nın bu eseriyle daha iyi tanıdım.
 
Prof. Dr. Mehmet Metin KARAÖRS
Emekli, Yeni Türk Dili Anabilim Dalı
 
………Toplu mezarlar da bunun canlı belgeleri olmaktadır. Yanık dere hala insanımızın tüylerini ürpertmeye devam etmektedir. Bu olayı roman geleneğinde Mehmet Dağıstanlı, usta kalemi ve anlatımı ile okuyuculara aktarma fedakârlığını göstermiştir. Yanık Dere-Erzurum’un Türk okuyucusuna daha değişik görüşler kazandıracağını umuyorum. En azından kesenlerin bizler değil batı güdümündeki milletlerin olduğunu bir kere daha görmüş olacağız.
Böylesine tarihi bir görevi roman içinde değerlendiren Dağıstanlı’yı kalben tebrik ediyor, başarılarının devamlı olmasını diliyorum.
 
Saygılarımla…  
 
Prof. Dr. Enver Konukçu
Çok önemli bir konuyu büyük bir emekle belgesel roman olarak yazıp dünya kamu oyuna sunan sayın Mehmet Dağıstanlı’yı kutlarım. 2015 yılının yaklaştığı bu günlerde,  romanın bir an önce İngilizce’ye çevrilerek Avrupa Parlementosu üyelerine ve benim de geçmişte görev aldığım Avrupa Konseyi Parlementosu üyelerine, ayrıca tüm dünya meclis ve senato üyelerine ve uluslararası kuruluşlara dağıtılarak onların da okumasının sağlanmasını  önemsiyor ve romanın okunmasıyla da batılı okurlara gösterilmek istenen tarihi hataların gerçek yönlerinin anlaşılarak, lehimize dönmesine katkısı olacağına bütün kalbimle inanıyorum.  Bu vesileyle elimden gelen desteği vermeye hazır olduğumu bildirmek istiyor,  sayın Dağıstanlı’yı tebrik ediyorum.                                    
Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı
Bahçeşehir Üniversitesi Ulaştırma Uygulama Araştırma Merkezi Başkanı
 
….Müslüman-Türk ahalinin Ermeni çeteleri tarafından katledilmesi üzerine Osmanlı Hükümeti aldığı idari bir tedbirle; Taşnak, Hınçak, Ramgavar, Veragöz gibi Ermeni cemiyetlerini, kapatmış ve terör faaliyetlerinde bulunan cemiyet üyelerini ve yöneticilerini tutuklamıştır. Bu idari tedbir de yeterli olmayınca 27 Mayıs 1915’de “Sevk ve İskân Kanunu”nu çıkarmak zorunda kalmıştır. Sevk ve İskân Kanunu kesinlikle bir soykırım kanunu değildir. 27 Mayıs 1915 tarihli bu kanun, Müslüman-Türk ahaliye yönelik katliam yapan Ermeni Cemiyetlerini kapsamakta idi.Erzurumlu yazar Mehmet Dağıstanlı böylesine hassas bir konuyu ve o yıllarda yaşanan talihsiz olayları Yanık Dere romanında dünya kamu oyuna sunduğu için kendisini kutluyorum.
 
Doç. Dr. Erol Kürkçüoğlu
Atatürk Üniversitesi Türk Ermeni İlişkileri Merkezi Müdürü

 

Dağıstanlı’nın kitabını okumak çok zor. Sağlam bir sinir yapısına sahip olmanız, sabırlı olmanız, tahammüllü olmanız gerekiyor. Romanın adındaki yanık kelimesi zaten sinirlerinizi germeye, yakanlara lanet etmeye yeterli. Ama Yanık Dere bir hakikat. 
Mehmet Dağıstanlı Erzurum'lu bir yazarımız. 1914-1918 yılları arasında, Rus ordularıyla birlikte bölgeye gelen Ermeni çete ve askerlerinin yaptığı kıyımı, çok canlı bir anlatımla günümüze taşıyor. Öte yandan, aynı bölgede bin senedir bir arada sorunsuz yaşamayı başarmış olan bu iki halkın nasıl birbirlerine düşürüldüğünü arı bir dille günümüze aktarıyor. Mutlaka okunması gereken bir roman.
 
Doç.Dr. Orhan Çekiç

 

Erzurum’un eşsiz güzelliğini, tarihini daha iyi anlayabilmek için MEHMET DAĞISTANLI'NIN ''YANIK DERE ERZURUM''adlı kitabını okuyun. Beni daha iyi anlarsınız.
 
Dürdane Bulut Özdemir
Yanık Dere bizi de yaktı Hocam… Dilerdim ki bu roman sapık bir yazarın kurgusu olsun ve ben bitirdiğimde hangi hasta beyin böyle dehşet senaryolar uydurmuş diye yorum yapayım... Aklımın bir kısmı hala bazı bölümleri reddediyor: ‘Olamaz bu kadarı!’ diyor... Kendime ve tüm insanlara bakışım değişti... Korkarım bizler bu kadar cesur olamazdık... Erzurum'u dünya gözü ile görmek en büyük dileğim oldu... Keşke diğer illerimizle ilgili de belgesel romanlar olsa ve çocuklarımız tarihlerini bu şekilde öğrense... Tarık Buğra'nın Küçük Ağa'sı gibi Yanık Dere'yi de vizyonda görmek isterdim... Layık olduğunuz değeri görmeniz ve başarılarınızın devamı dileği ile... 
 
Sema Kadıoğlu Perans 
Mehmetdagistanli