TÜRK TİYATRO TARİHİNDE BİR İLK! CUMHURİYET TARİHİNDE İLK KEZ MİLLİ MÜCADELE, SAHNEYE AKTARILIYOR

SAHNEYE UYGULANAN MİLLİ MÜCADELENİN “BEN” SERİSİNİN İLKİ “Ben Kara Fatma” OYUNU, 21 Aralık 2019 CUMARTESİ GÜNÜ, BEYKOZ NEZİHE MUHİDDİN SAHNESİNDE, SAAT 20.30’da SEYİRCİYLE BULUŞTU.

SERİNİN DİĞER OYUNLARI:

‘BEN KAZIM KARABEKİR’, ‘BEN HASAN TAHSİN’, ‘BEN NEZAHAT ONBAŞI’, ‘BEN FEVZİ ÇAKMAK’,’ BEN NEZİHE MUHİDDİN’


Türk Tiyatrosunda ne yazık ki kendine has karakteristik bir yapı oluşturulamadığı gibi konu olarak da sürekli değişkenlik, kararsızlık yaşanmaktadır. Türk Tiyatrosunun omurgasını Ortaoyunu, Meddah, Karagöz teşkil eder. Bu bizim yüzyıllardır, ta Ortaasyalar’dan getirdiğimiz seyirlik oyunlarımızdır. Bizimdir, bize aittir. Günümüz teknolojisiyle birleştirilince istenilen her konu sahneye taşınabilir.

Konu olarak da Anadolu’nun zengin kültürü, Türk Milletinin zengin tarihi didik didik incelenerek evrensel boyutlarda sahneye taşınabilir. Yapılmıyor değil elbette; ama yetersiz kalıyor. Bunun yanında dünya tiyatro örnekleri, dünya yazarlarının oyunları mutlaka ülkemizin her sahnesinde seyirciye sunulmalıdır.

Bu eksikliği gidermek için biz de üzerimize düşeni yapmak istedik.

Cumhuriyet tarihinde ilk kez Milli Mücadele yıllarını ve Milli Mücadeleye katılan kahramanlarımızın hayat öykülerini, yine Meddah geleneğinden yararlanarak, günümüz tekniği ile birleştirip, tek kişilik oyunlarla sahneye aktarıyoruz.

Bundan iki ay önce Beykoz- Nezihe Muhiddin sahnesinde tiyatro yapan "Tiyatro PAS" sanatçıları, ilk olarak Milli Mücadeleye katılan Erzurumlu Üsteğmen Kara Fatma’nın akıl almaz hayat hikayesini “Ben Kara Fatma” adıyla sahneye aktarmaya karar verdi ve hemen çalışmalara başladı. Milli Mücadelenin ‘Ben’ serisi olarak diğer oyunlar: Ben Kazım Karabekir, Ben Hasan Tahsin, Ben Nezahat Onbaşı, Ben Nezihe Muhiddin, Ben Fevzi Çakmak adıyla oyunlaştırıldı, çalışmalar başlatıldı.

Uzun yıllar araştırıp kaleme aldığım ‘Ben Kara Fatma’ romanımı bu kez yine aynı adla tek kişilik oyun haline getirdim. Oyunu Türkiye’nin ödüllü sanatçısı, dramaturg Belgi Paksoy okuduktan sonra bizlere müjdeyi verdi: Oynayabilirsiniz… Ancak şu şu düzenlemeleri yapmanız lazım… Yapılan birkaç toplantıdan sonra oyunun yönetmenliğini, İstanbul Şehir Tiyatroları oyuncu ve yönetmeni Özgür Kaymak kabul edince, çalışmalar hemen başladı. Oyun, yoğun bir çalışma, ezber provalarından sonra, daha henüz afişleri bile hazırlanmadan, sosyal medya paylaşımları yapılmadan, ilk kez 14 Aralık 2019 Cumartesi akşamı saat 20.30 ‘da, Beykoz- Nezihe Muhiddin Tiyatro PAS" sahnesinde, genel prova diyebileceğimiz özel bir gösterim ile seyirciyle buluştu.

Karşılaşılan binbir güçlüğe rağmen, maddi sıkıntılara rağmen, henüz sponsor bulunamamasına rağmen zoru başaran ve perdelerini açan Tiyatro PAS kurucusu, oyuncu Murat Batıkan Avcı on parmağında on marifet olan bir sanatçı. Bütün güçlüklere göğüs geren, yılmayan Murat Batıkan Avcı 21 Aralık 2019 Cumartesi günü oyunun sahneleneceği müjdesini verdi.

Oyunda Üsteğmen Kara Fatma rolünü, yine İstanbul Şehir Tiyatroları sanatçısı, oyuncu-yönetmen Sevtap Çapan canlandırıyor.

İşin mutfağındaki sessiz ama kendilerini sanata adamış, fedakar, sabırlı sanatçılar ise Müzik: Emrah Can Yaylı, Sahne Tasarımı: Cihan Aşar, Kostüm Tasarımı: Onur Uğurlu, Işık Tasarımı: Zabit Erol, Hasan Demir, Afiş Tasarımı: Suat Özsomar, Görsel Medya Tasarımı: Deniz Bulut, Fotoğraf: Volkan Erkan, Sosyal Medya Yönetimi: Gülfer Işık, Yönetmen Yardımcısı: Fulya Irmak, Asistan: Erkan Üstün’den oluşuyor.


Cumhuriyet tarihimizde ilk kez milli mücadele günlerini, milli mücadelenin kahramanlarını sahneye taşıyan, "tek kişilik" oyunlar serisinin ilki olan "Ben Kara Fatma" oyununu özel bir gösteride seyrettik. Milli Mücadeleye oğlu, kardeşleri ve milisleriyle katılan Üsteğmen Kara Fatma’nın hayatının bir bölümünün anlatıldığı oyun, Kurtuluş Savaşının hangi şartlarda yapıldığını gözler önüne seriyor. Oyunun yönetmeni İstanbul Şehir Tiyatroları sanatçısı Özgür Kaymak. Özgür Hanım güçlü bir yönetmen. Onun hayal gücü ile "Ben Kara Fatma" oyunu bir üst perdeye taşınıyor. Ekibiyle kurduğu uyum muhteşemdi. Savaş yılları, Milli Mücadele günleri onun hayal süzgecinden çıktıktan sonra inandırıcı, samimi, heveslendirici, yapıcı, eğitici hale geliyor. Sanatçılık bunu gerektiriyor herhalde... Olağanüstü yönetmenlik becerisi olan Özgür Kaymak, oyunu tam da tiyatronun gerektirdiği gibi vurucu bir sahneyle başlatıp, çıtayı gittikçe yükseltip avuçların alkıştan şiştiği, yüreklerin dolduğu, gözlerin yaşardığı bir anda unutulmaz finalle bitiriyor. Kara Fatma’nın sevdiklerini, hırslarını, nefretlerini, hatıralarını, alışkanlıklarını sahneye ustalıkla aktaran yönetmen, seyirciyi oyunun içine sokmayı başarıyor. Seyircinin gözyaşlarını, alkışlarını, gururlandığı yerleri, isyanını tek tek hesap eden Özgür Kaymak, hiç tempoyu düşürmeden en hüzünlü sahneyle final yapıyor. Oyun bu haliyle, Muhsin Ertuğrul Hocamızın dediği gibi tam bir ‘Ocakbaşı’… Bu Ocakbaşı’nda tarihe yolculuk yapıyoruz, tarihimizle yüzleşiyoruz, hatalarımızın ne olduğunu anlıyoruz, aynı zamanda gururlanıyoruz, dahası eğitiliyoruz, sanatın ve sanatçının ne olduğunu anlıyoruz, ufkumuz genişliyor. Usta yönetmen Özgür Kaymak, yönetmen yardımcısı sanatçı Fulya Irmak ve asistan Erkan Üstün belli ki her kareyi sabırla işlemişler. Araştırma güçleri, yılmamaları oyunun ayrıntılarının ne kadar önemli olduğunu seyirciye hatırlatıyor.



Kara Fatma’yı, şu anda Türk sahnelerinde oyun gücüyle ilk ona giren Sevtap Çapan canlandırıyor. Oyuncunun, müzik ve ışıkla beraber sahneye girişi, biraz sonra göreceklerimizin ne kadar sıra dışı olacağını hatırlatıyor. O andan sonra biz kendimizi cephede buluyoruz. Yüreklerin ilk titrediği an, ilk sahnede Kara Fatma’nın kolundaki kurşunu çıkarmasıyla başlıyor. Sırf bu sahneyi görmek için bile oyun seyredilir. Oyunculuk gücü oyunun sonuna kadar devam ediyor. Esaret sahnesi, Trikopis, Mustafa Kemal Paşa ve Halit Paşa ile görüşme sahneleri seyirciyi tarihin yaşandığı ana götürüyor. Oyunun her repliğinde, her vurgusunda, her sahnesinde, her karesinde alkış alabilecek ender bir oyun sergileyen, oyun gücüyle tiyatro dünyasının önemli sanatçısı Sevtap Çapan, aslında tarihin içinden fışkırmış bir kahramanı gözlerimizin önüne seriyor. Bu gerçeği arayış, final bölümünde seyirciyi çok üzebilir. Öğrencilerin, oyuncuların örnek alacağı görsel bir tarih dersi. Okullarda oynandığında alkışlar hiç dinmeyecek. Anneler- babalar örnek oyun ve örnek oyuncu olarak gösterecekler. Şu da bir gerçek ki, tasarlanan bu Milli Mücadele serisi tiyatro ekibini yıllarca sanat gündeminde tutacak.



Sahne Tasarımını yapan sanatçı Cihan Aşar’ın özel bir teknik uyguladığı ‘yansılar’ karşımıza bir anda gerçek Kara Fatma’nın çıktığı heyecanını verdi. Bu özel sahneye çok çalışıldığı belli oluyordu. İnsana, ‘Araştırma, seçim, oturtma bu kadar mı uyum içinde olur,’ dedirtiyor. Bu nedenle gerek yönetmen Özgür Kaymak ve oyuncu Sevtap Çapan olsun ve gerekse Cihan Aşar olsun, finaldeki başarılarından dolayı ayrıca alkışı hak ediyorlar.

Oyunun müziklerini üstlenen Emrah Can Yaylı, Erzurum Barlarının vazgeçilmezi olan ve dinleyenlere coşku, umut, güven veren ‘Hançer Barı’ müziğini, oyunda öylesine güzel yerleştirmiş ki oyunu seyreden, ister Erzurumlu olsun ister kim olursa olsun ayağa kalkıp alkışlamak istiyor. "Hançer Barı" müziği bu kadar mı güzel oturtulur sahneye. Bu sahne belki de oyunun en heyecanlı sahnelerinden biri gibi duruyor.

Sanatçı Onur Uğurlu kostüm tasarımında son derece başarılı bir iş çıkarmış. Yüz yıl öncesi ancak bu kadar güzel harmanlanır. Titiz bir çalışma yapılmış. Sadece kıyafetlerde eskitmenin tekrar elden geçirileceğini sanıyorum.

Sahne ışık tasarımını Zabit Erol, Hasan Demir ise sihirli birkaç dokunuşla tarihi atmosferi yaşatıyor seyirciye. Esasen, insanın kendisini oyunun içine hissetmesinde bu ışık tasarımlarının da büyük payı var. Işık ekibinin yeni geliştirdiği bu teknik, oyuna canlılık katmış.

Oyun bundan böyle afiş tasarımlarını hazırlayan Suat Özsumar, görsel medya tasarım uzmanı Deniz Bulut, fotoğraflar Volkan Erkan ve sosyal medya yönetimi Gülfer Işık tarafından bütün Türkiye’ye tanıtılacak. Oyun bundan sonra bu teknik ekibin omuzlarında.


Bir yazar olarak romanı ve tiyatroyu yazarken kendime şu soruyu sormuştum:

‘Ben ne anlatacağım?’

‘Bir mesaj veriyor mu?’

Sanıyorum iki sorumun da cevabını aldım.


"Ben Kara Fatma" oyunu günümüz için önemli bir oyun. Bütün yaş gruplarına hitap eden bir oyun. Daha geniş seyircilere yayılması lazım. Köylerde, kasabalarda oynanması lazım. Belediyelerin destek vermesi lazım. Tam sponsorlar olmadan, Destek sponsorları olmadan böyle bir oyun asla perde açamaz. Oyunun önemini bilen Erzurum'un uluslararası ödüllü sanatçısı, iç mimar, tenis şampiyonu Metin Kaşo'dan küçük bir destek geldi. Bu küçük destek tüm oyun ekibine moral verdi. TİYATRO PAS’a Milli Mücadele serisi için sanat severlerden, tiyatro severlerden yeni destekler gelecektir. Bu çorbada bizim de tuzumuz olsun diyenler mutlaka olacaktır. Buna inanıyoruz.


Mehmet Dağıstanlı

Eğitimci- Araştırmacı- Yazar