SAĞLIK ORDUMUZ

Ülkemizde, Mart 1920 tarihinden itibaren, dünyada 6 milyon insanın ölümüne neden olan, bütün dünyayı kasıp kavuran Koronavirüsü için cansiperane mücadele eden bütün sağlık ordumuzu kutluyorum. Önlerinde saygıyla eğiliyorum. Tıpkı Milli Mücadele yıllarında Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde tek vücut olan Kuvayı Milliye ordusu gibi. O gün millet olarak bir İstiklal Mücadelesi verdik; bu gün de hayatta kalabilmek için, Türk Milletinin bekası için, sağlık mücadelesi veriyoruz. Bu yüzden tüm Sağlık Ordumuzu minnetle, şükranla anmak istiyorum. Özellikle görevi başında korona salgınına yakalanarak vefat eden/ şehit olan sağlık görevlilerini saygı ve minnetle anıyorum.

Bu gün Türkiye’mizde virüsü yenmek için mücadele eden bütün Sağlık Ordumuz, geçmişi elli, altmış yıl öncesine dayanan Tıp Fakültelerinin, Sağlık Meslek Liselerinin, Hemşirelik Yüksek Okullarının, Hıfzısıhha’nın, Biyoloji Laboratuarlarının kurulması sayesinde hizmetlerini sürdürmektedir. O yıllarda sağlığın ne kadar önemli olduğu öngörülmüş ve bu okullar açılmıştır. İnancımız odur ki bu gün ülkemizde korona virüs salgını Türk Bilim insanlarının gayretli çalışmalarıyla, tüm dünyadan daha etkin, daha az zararla sonlandırılacaktır. Biz artık, bilim insanlarının anlattığı kadarıyla, karşımızdaki düşmanı tanıyoruz. Nelerin yapılacağı bellidir. Korkuya, paniğe gerek yoktur. Bu salgın sadece ve sadece bilim ve akıl yoluyla yok edilir. Hiçbir cemaatin, tarikatin tavsiyesine gerek yoktur. Herkes kendi işini yapmalıdır. Ayrıca dini nedenler- sonuçlar yüklemeye de gerek yoktur.

Bilme, fenne yatırım yapan ülkelerin sırtı yere gelmez. Bu gerçeği hiç kimse unutmamalıdır. Her türlü zorluk bilim ile aşabilir; çünkü bilimde liyakat vardır. Gazali’nin dediği gibi:’Layık olmadan devletin makamlarına atananlar, astlarını ısırır, üstlerine kuyruk sallarlar.’ Salgınla mücadele eden bütün bilim insanlarımızın, sağlık görevlilerimizin hiç birisinin rengine, diline, düşüncesine, dini inancına, tarikatına, cemaatine, siyasi görüşüne bakmıyoruz. Hasta olan herkes kendisini onlara teslim ediyor. Onlar da sessizce ve sabırla işlerini yapıyor. İşte bilim budur; bilimsel çalışma budur ve işte bu yüzden bilme yatırım yapanlar sonunda mutlaka kazanıyor.

Devlet, vatandaşına kültür, sanat, bilim, sağlık eğitimi yaptırırken yansız olmalıdır. Eşit olmalıdır, cinsiyet ayırımı yapmamalıdır. Eğitimde aklı ve bilmi ön plana çıkarmalıdır. Eğitimde amaç Hasan Ali Yücel’in dediği gibi, ‘Hedef güneşe varmak değil, güneş olmaktır.” Şu anda tüm sağlık çalışanları ‘güneş’ olmuştur.

İnsanları asıl yakıp, yok eden cehalettir. Cehalet sadece ‘bilme, akla’ inanmakla yok edilir. Tıpkı yüz yıl önce Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra “Asıl savaşımız yeni başlıyor.” diyerek cehalete karşı başlattığı savaş gibi.

Cumhuriyet’in eğitim felsefesinin özünü de bu anlayış oluşturmuştur.



Mehmet Dağıstanlı

Eğitimci- Yazar